Mehmet Sincar

4 EYLÜL GÜNÜYDÜ. ELMA SOKAĞINDA SİNCAR'IN AYDINLIK YÜZÜ DÜŞÜNCEYE DALMIŞTI.

1953 yılında Mardin’in Ömerli ilçesinin İkipınar köyünde dünyaya gelen arkadaşımız 1974-1975 öğrenim yılında Teknik Öğretmen kervanına katılmıştır. Okulumuzun bu duruma gelmesinde Mehmet arkadaşımızın katkısı yok denemez. Çalışkan, dürüst ve samimi bir kişiliğe sahiptir. Arkadaşımıza meslek hayatında başarılar temenni ederiz...
( YTÖO 1978-79 YILLIĞINDAN)

Mehmet Sincar Sanat Endüstrisinden mezun olup Yüksek Teknik Öğretmen okuluna kayıt yaptırdığı ilk günden itibaren Milliyetçi Cephe hükümetinin Milli Eğitim Bakanının marifetiyle okulda sürüp giden faşist işgale karşı sürdürülen anti-faşist mücadelenin içinde yer almıştır. Denilebilir ki bütünüyle faşist terörün estirildiği dolayısıyla yurtsever devrimci demokratlar için can güvenliğinin olmadığı Beşevler gibi bir bölgede Mehmet Sincar, Yüksek Teknik Öğretmen Okulun da Tek-Der öncülüğünde sürdürülen anti –faşist mücadelede önemli fedakârlıklar gösteren arkadaşlarımızdan birisiydi.

Mehmet okuldaki işgalin kırılmasından hemen sora 1979 yılında mezun oldu. Kura çekiminde Tunceli Sanat Enstitüsü çıkar oyalanmadan Dersimin yolunu tutar. Sincar başta can güvenliği olmak üzere pek çok zorluk ve engellere rağmen amacına ulaşmış, öğretmen olmuştur. Her şey yolundadır. Boş durmaz yurtsever devrimci öğretmenlerin mücadele ve dayanışma örgütü olan TÖB-DER’e üye olur, örgütleme çalışmalarına katılır. 24 Aralık 1979 günü askeri cunta peşinde koşanların tertiplediği ana karnında bebelerin bile süngülendiği, yüzden fazla insanımızın katledildiği yüzlerce insanımızın yaralandığı Maraş’ta ki faşist katliamı protesto etmek amacıyla TOB-DER’in öncülüğünde ülke çapında yapılan boykotta da önemli görevler üstlenir. Boykot etkili olur büyük ses getirir. Egemenler Cunta tertipçileri bundan son derece rahatsız olurlar, dolayısıyla boykota katılanları affetmez neredeyse bütün öğretmenleri sürgüne gönderirler. Sincar’ın bahtına da Afyon Bolvadin düşer.Bolvadin, o günler de faşist canilerin acımasızca terör estirdiği bir yerdir. Sincar Okul günlerini anımsayarak bunun sorun olmayacağını düşünür. Ne var ki kısa bir süre sonra gözü dönmüş faşist
katillerin onu ve birkaç arkadaşını linç etmeye kalkışmalarıyla yüz yüze gelince birden kararını değiştirmek zorunda kalır. İçinde durmadan
artan acı yüreğini dağlasa da çok sevdiği öğretmenliği bırakıp Mardin’e döner.
1980 yılındaki ABD destekli 12 Eylül askeri faşist cuntasından sonra da defalarca gözaltına alınıp işkence tezgâhlarından geçirdikten sonra bırakılır. Sincar çok geçmeden burada da kalamayacağını anlayınca Diyarbakır’a yerleşmeye kara verir.
O sıralarda kurulan Halkın Emek Partisi(HEP) kurucuları arasında yer alır. HEP I99I yılında yapılacak seçimlerde babası Tevfik Sincar’a milletvekili adayı olmasını teklif eder. Tevfik Sincar bu teklif karşısında sevinir ama hiç düşünmeden onlara oğlu Mehmet Sincar’ı önerir. Böylece TEK-DERIi Mehmet Sincar hiç beklemediği bir anda
1991 genel seçimlerinde iki partinin ittifakı sonucu Sosyal Demokrat Halkçı parti(SHP) listesinden Mardin Milletvekili seçilerek Parlamentonun yolunu tutar. Bir süre sonra HEP kapatılınca bu partinin devamı olarak kurulan Demokrasi Partisi’ne (DEP) katılır. 
Sıncar parlamento da yan gelip yatmak, ya da özel çıkarları için koşmak yerine o günlerde özellikle güneydoğuda yoğun bir şekilde süren işkencelere, köy boşaltma ve benzeri insan hakları ihlallerine, faili meçhul cinayetlere karşı aktif bir mücadele sürdürür. Soru önergeleri verir, basın açıklamaları yapar, bir takım çevreleri duyarlı olmaya davet eder. Ne var ki bu çalışmaları onu kısa sürede meclisin gerici ve muhafazakârlarının nefret ettiği birisi olmasına yol açar.Sincar bunlara pek aldırmaz, mücadelesini daha kararlı bir şekilde sürdürür.

1993 yılına gelindiğinde diğer insan hakları ihlallerinin yanı sıra faili meçhul cinayetler de artarak devam etmektedir. Özellikle Batman neredeyse hemen her gün bu cinayetlerin işlendiği bir il olarak daha da dikkat çekmektedir.

Faili meçhul cinayetler kapsamında DEP PM üyeleri Habip Kılıç ve Hikmet Kılıç’ın silahlı saldırı sonucu öldürülmesi olayı ile ilgili olarak 1993 yılında bölgeye gider.

Kışı haber veren rüzgârlar esmeye başlamış, havalar soğumuştur. Ağaçların tepeleri sararmış, otlakların rengi solmuş, tarlalarda ki göçmen kuşlar yeni vatanlarına doğru yolculuklarına hazırlanıyorlardı. Her gün gökyüzü kuşların çığlıklarıyla yankılanıyordu. Garip bir pus güz güneşini perdelemişti, boğucu bir hava vardı.
Hafif bir rüzgâr çürümenin acı rengine boyadığı yaprakları öteye beriye sürüklüyordu. Sincar’ın aydınlık yüzü düşünceye dalmıştı.  Elma sokağında, DEP Batman il Yöneticisi Metin Özdemir ile birlikte iz bırakarak yürüyorlardı. Elma sokağında dört kişilik bir ölüm mangasının pusu kurduğundan habersizdiler.
4 Eylül günüydü Sincar boğuk bir gürültü duydu. Kafasını yokladı düşüncelerini bir türlü toparlayamadı. Kendini zorlayarak başını kaldırıp ağırlaşan göz kapaklarını açıp gökyüzüne baktı. Güneşin aydınlattığı küçük bir gül rengi bulut batıya doğru süzülüyordu.

4 Eylül günüydü Sincar’a birden çevresindeki her şey gerçek dışı gibi ufalmış ve uzak göründü. Gözlerini kaparken yeni vatanlarına doğru kanat çırpan göçmen kuşların hüzünlü çığlıkları çalındı kulaklarına. Burnuna sıcacık tandır ekmeğinin kokusu geldi. Zorlukla hareket ettirdiği dilini kavrulmuş dudaklarında gezdirdi. Elma sokağında Eylül günüydü……

Sincar’ın cenazesi önce Ankara’ya getirildi. Ne var ki yakınlarına verilmek yerine apar topar kaçırılarak, Kıziltepe’ye götürülüp gün kavuşurken küçük bir akraba grubunun eşliğinde memleket toprağına verildi.

 Susurluk skandalı sonrası konuyla ilgili bir rapor hazırlayan Kutlu Savaş onu katledenlerin Mahmut Yıldırım ve PKK itirafçıları Alaattin Kanat, İsmail Yeşilmen, Mesut Mehmetoğlu olduğunu öne sürdü.

Daha sonra Hizbullah örgütü üyesi olmaktan tutuklanan sanıklar Mehmet Sincar’ı kendilerinin katlettiklerini itiraf ettiler. Ama ne yazık ki bu cinayet de yüzlerce örneğinde olduğu gibi aydınlatılmak yerine üzeri örtülmeye çalışıldı.

                                      Ömrünü daha güzel bir dünya için mücadeleyle geçiren arkadaşımızı
                                               

                                                  ÖZLEM VE SEVGİYLE ANIYORUZ.

                                                      UNUTMAYACAĞIZ!.....

  

 

i

 


 


Yazdır