Aramızdan ayrılanlar(Zafer Boz)

ZAFER BOZOKUL YOLUNDA KATLEDİLDİ!

 

       Zafer, 1956 yılında; emekçi bir ailenin, ikinci çocuğu olarak, Bartın’da dünyaya geldi. Bartın, o zaman henüz il yapılmamış Karadeniz’in oldukça şirin ve güzel bir ilçesiydi. Zafer bu küçük yerleşim merkezinde, doğal ortamda sevgi dolu bir çocukluk dönemi geçirerek büyüdü. İlkokul, ortaokul derken giderek çocukluk günlerinin tatlı anılarıyla birlikte Endüstri Meslek Lisesi’ni de bitirip heyecanla üniversite sınav sonuçlarını beklemeye başladı. Hırçın Karadeniz rüzgârları, masmavi gökyüzünde görünüp, sonbaharı hatırlattıkları sıralarda, sabırsızca beklediği sınav sonuçları da geldi. Haberler güzeldi, Zafer Anakara Hacettepe Üniversitesi’ni kazanmıştı. Aile mutlu bir sevince boğuldu.

O günlerde Ankara Başşehir olmanın ve başkacada bazı şeylerin yanında kömür kokan, dumanlı kirli havasıyla da ünlüdür. Artık her sabah şefkatli bir sesle uyanıp annesinin boynuna sarılamayacak, onun hazırladığı kahvaltıyla karnını doyuramayacak ve onun demli çaylarını içemeyecektir. Kim bilir belki bir daha Ruhi Su’nun türkülerini dinlerken annesinin yanında duyduğu heyecan ve coşkuyu da duymayacaktır. Kim bilir belki bir daha “Allı Turnam” türküsünü öylesine duygulu ve içten söyleyemeyecektir. Zafer hiç tanımadığı bilmediği bu şehirde Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu’nda okuyan “Abi’si” ile aynı öğrenci evinde kalıyor, okuldan arta kalan zamanlarını bıkıp usanmadan ders çalışarak geçiriyordu. Yabancısı olduğu bu şehirde, çocukluk günlerinin tatlı anıları ve Bartın’ın özlemi ise içini kavuruyordu. Bu yüzden sabırsızlıkla yarıyıl tatilini bekliyor, oldukça ağır geçen günlere kızıyordu. İşte o günlerde aklına Abisi’nin okuduğu okulda okuma fikri düştü ve zihnini durmadan bu düşünce meşgul etmeye başladı. Bir süre sonra da bu düşüncesini gerçekleştirmeye karar vererek yeniden üniversite sınavlarına hazırlandı.

Zafer’in tutkuyla bağlanarak okumak istediği okul ise o günlerde faşist işgal altındadır. Devrimciler, faşist güçler tarafından yok edilen öğrenim özgürlüğü can güvenliği için, bu işgalin kırılması için oldukça karalı bir mücadele sürdürmektedirler. Tek-Derliler her şafakta yürekleri ellerinde ya İsrail evlerinde ya da EGO’nun önünde toplanıp kendi can güvenliklerini kendileri sağlayarak grup halinde okulun yolunu tutuyorlardı.
Zafer yeniden üniversite sınavına gireceğini söylediği zaman ailesi buna şaşırır ve karşı çıkar. Ne var ki kararından vazgeçmez, dediğini yapar ve Üniversite giriş Sınavlarında başarılı olur. Deli rüzgârlar kapı aralarından sonbaharın kokusunu üflemeye başladığı sıralarda Zafer evinden ve çok sevdiği ailesinden ayrılıp yeniden artık çok iyi bildiği Ankara’nın yollarına düşer.
       1976-1977 eğitim öğretim yılı başladığı ilk günden itibaren her sabah Abisi ile birlikte Kurtuluş’taki evlerinden çıkıp Yüksek Teknik Öğretmen Okulu’nun yolunu tutar.

Zafer, grup halinde okula gelip giden devrimcilerin farkındadır ama gruba katılmak gibi bir düşüncesi yoktur. Fakat faşistler onu, kendilerinden olmadığı için hatta “Komünist?” olduğu gerekçesiyle hemen hemen her gün tehdit edip gözdağı vermektedirler. Bütün bu olumsuzluklara rağmen; o yıl okulu bırakmaz. Hatta henüz çocukluk anılarının kıyısından çok fazla uzaklaşmamış olmasına rağmen o günlerin artık gerilerde kaldığını gördüğünden bir an önce okulu bitirmeyi düşünmektedir. İkinci sınıfa geçer. Sonraki yıl ailesine yük olmadan kazasız belasız mezun olup idealine ulaşmak için Kızılay’da bir çizim bürosunda bulup çalışmaya başlar. Arada bir yanına gelen arkadaşlarından bilgi alır. Haberler güzeldir onu
heyecanlandırır, faşistlerin tehditlerinden yıldığından grupla okula gitmeyi düşünmeye başlar.

1978 yılı bahara doğru devrilirken gruba katılan
devrimcilerin sayıları artmış, yüzlerce Tek-Derli her şafakta yollara dökülüp cesaretle bin bir türlü pusudan geçerek okula gitmeye, okumaya başlamıştı.
Resmi faşist güçlerin de desteğiyle yıllardır okulu işgal altında tutarak devrimci, demokrat yurtseverlerin okumalarına engel olmak isteyen ve bu amaçla her türlü terör estirmekten geri durmayan faşist katiller için bu durum hiç hoş değildi, kabul edilemezdi. Her sabah devrimcilerin büyük bir kararlılıkla okula gelip derslere girmeleri faşistler için fena halde can sıkıcı bir durumdu. Üstelik okulda zorla para toplayıp kimseye dayılanamıyor istedikleri gibi terör de estiremiyorlardı. 0 eski efelik günleri şimdi çok gerilerde kalmıştı. Hatta şimdi artık büyük bir korku ve tedirginlikle okula tutunma derdine düşmüşlerdi.
Hepsi bu kadarda değildi. Nasıl olurda Beşevler gibi bir yerde Devrimciler karşısında böylesine çaresiz duruma düşerlerdi? Bu hiç kabul edilemezdi. Bunun için yeni bir kanlı tertip peşine düştüler.

Şehirleri, mahalleleri, cadde ve sokakları okulları, kan gölüne çevirme konusundaki acımasızlıkları ve kıyıcılıkları bilinen kanlı katiller sürüsü, 5 Nisan 1978 günü Ankara’nın pek çok yerinden topladıkları faşistlerle Beşevler’i işgal edip terör estirmeye başladılar. Resmi faşistlerle birlikte gelip geçen dolmuşları, belediye otobüslerini, minibüsleri veya şüphelendikleri herhangi bir arabayı durduruyor, yolcular indirip kimlik soruyor Tek-Derlileri ya da “Komünist sandıklarını?” darp ediyor, yaralıyor korku salıyorlardı. Tek-Derliler ise, geceden kendileri için kurulan pusudan habersizce, üçerli, beşerli gruplar halinde, dolmuşlarla, otobüslerle İsrailevleri’ne, toplanma yerine gidiyordu.

 


Zafer, o sabah ilk defa gruba katılıp, grupla birlikte okula gidecekti. Grupla okula giden     arkadaşlarından çok dinlemişti ama bu onun için ilkti, bu yüzden tedirgindi, heyecanlıydı. İçinde bulunduğu dolmuş taksi İlahiyat Fakültesinin köşesinde kanlı katiller tarafından durdurulunca önce ne olduğunu anlamadı, şaşırdı sonra da kapıyı açıp biran önce gruba katılabilmek için birden İsrail evlerine doğru koşmaya başladı. Orta boylu esmer bir faşist topal bacağını birkaç adım sektirip bir arabanın altına yatarak etrafı taramaya başladı. Zafer önce yüreğinde ateş gibi yakan derin bir acı hissetti sonra da düşüp kaldı.

Bir bahar günüydü. Ankara’da puslu, dumanlı bir hava vardı; yağmur çiseliyordu.....

 

                                                          ÖZLEM VE  SEVGİYLE ANIYORUZ!

 

 


Yazdır